Hep o aptal beynimiz yüzünden!

23 January 2017 18:54  /  Aptal Beyin, Kitaplar

fsafaf

Bürkem Cevher
Aptal Beyin, Dean Burnett
Radikal Kitap 23.12.2016

Beyninizde Neler Oluyor?

Tartışma programlarını izlediğinizde cahil konukların konunun uzmanlarına akıl öğretmeye çalıştıklarını görmüşsünüzdür. Benzer şekilde, eğitimli kesimin devlet büyükleri tarafından zaman zaman yerden yere vurulduğu da aşikar. Ülkemizde bilim insanları, yazarlar, düşünürler kısaca ülkenin aydın kesiminin sesi her geçen gün daha çok kesiliyor, bir kısmı hapislerde bir kısmı da işsiz olarak hayatlarını sürdürmek zorundalar. Artık aydın olmak imrenilecek bir durum değil düpedüz tehdit olarak algılanıyor. Aganta Kitap tarafından yayımlanan Aptal Beyin isimli kitap tüm bu olguları bilimsel açıdan ele alıyor ve suçluyu ilan ediyor: Aptal bir beyne sahibiz!

Sinirbilimci olan Dean Burnett, kitabında beynin hem verileri muazzam bir şekilde işleme gücünü gözler önüne seriyor, hem de beynimizin hiç umulmadık durumlarda bize hiç de istemediğimiz şeyler yaptırdığını ispat ediyor. İşte; tartışma programlarında rastladığımız cahil cesareti ile zeki kişilerin daha çekingen kalmaları beyinlerimizin bize oynadığı oyunların bir sonucu. Burnett’a göre, insanlara bireysel olarak hiçbir durumda yapmayacakları kötülükleri grup içinde şuursuzca yaptıran da bizden sürekli borç alıp geri ödemeyen dostumuza bir sonraki borç istediğinde yine borç verecek olmamızın sebebi de aptal beynimiz.

Egoist Beyin

Binlerce yıl önce, beynin basit bir amacı vardı; o da gereken her şeyi yaparak bedeni hayatta tutmak. Daha sonra, aletlerin icadı ve yaşamın daha da çetrefilli bir hale gelmesiyle birlikte beynimiz de duruma adapte oldu, gelişti; algı, akıl yürütme, bilinç, düşünme, düşündüğünü düşünme, dikkat gibi daha karmaşık bilişsel yetenekler geliştirdi.

Yine de başlangıçtaki ilkel beyin fonksiyonları ortadan kalkmadı. Beynin bölümlerinin büyük kısmı halâ temel fizyolojik fonksiyonlara, temel koordinasyona ve duyusal karmaşayı temizlemeye ayrılmış durumda. Bu temel özellikleri kontrol eden beyin kökü ile beyincik “sürüngen” beyin olarak adlandırılır.

Eski zamanlarda insanlar gördükleri bir karaltının yaşamsal bir tehdit olup olmadığına hemen karar vermek ve ona göre davranmak zorundaydılar. Aksi takdirde bir aslana yem olmak işten bile değildi. İşte beynimiz bu özelliğini yitirmedi; verdiğimiz kararların doğruluğuna güvenmemizi ve hemen karar vermemizi sağlamak üzere beyin hâlâ benmerkezci bir şekilde davranır. O nedenle de beynimiz egoyu güçlendirmek için belleği değiştirir, anılarımızı düzenler, kendimizi daha bilgili ve kontrol sahibi hissetmemizi sağlar.

Dunning-Kruger Etkisi

 Sinirbilimsel açıdan bakacak olursak, günümüzün toplumsal davranış biçimi olan entelektüalizm karşıtlığının ana nedeni beynin egoist olması ve kendini yüceltme çabalarıyla, tanıdık olmadığımız şeylerden korkma eğilimidir. “İnsanlar sosyal konumlarına ve esenliklerine değer verir ve kendilerinden daha zeki görünen birisi tehdit olarak algılanabilir.” Bizden daha zeki birisi alışık olduğumuzdan farklı bir nitelikle karşımıza çıkar. Bilmediğimiz ya da anlayamadığımız şeyler söyler veya anlamlandıramadığımız şekilde davranır. Beyin bu kişilerin tehdit olup olmadığını anlayamaz. İlkel çağlarda işine fazlasıyla yaramış olan “sonra üzülmektense tedbirli olmak evladır” içgüdüsü yani sürüngen beyin devreye girer, kendimizden daha zeki birine karşı şüphe ve düşmanlıkla yaklaşmaya başlar.

“Düşük zekâya sahip olanlar sadece zihinsel yetenekler konusunda eksik değil, aynı zamanda herhangi bir konuda kötü olduklarını fark etme yeteneğine de sahip değiller. Beynin benmerkezci eğilimleri kendilerini gösteriyor ve kişinin kendisi hakkında olumsuz görüşe sahip olmasını sağlayacak şeyleri bastırıyor. Ama aynı zamanda, kendi sınırlarınızı ve başkalarının daha üstün yeteneklerini tanımanın kendisi de zekâ gerektirir.” Bu durumda zeki olmayan bir birey daha zeki olmanın ne demek olduğunu bilmemekte, kendi bildiklerinin mutlak doğrular olduğuna inanmakta, egoist beyinleri de onlara tam bir cahil cesareti vererek yersiz bir özgüven sağlamaktadır. İşte bu duruma Duuning-Kruger etkisi adı verilir.

Oysa ki zeki insanların büyük bir bölümü, aksine kanıtları olsa da kendi yeteneklerini ve başarılarını olduğundan daha az değerli görür. Bunun bir nedeni, düşündükleri ve yaptıkları şeylerin kolay olduğunu düşünmeleri ve diğer herkesin de aynı şekilde düşündüklerini varsaymalarıdır. Üstelik yeni şeyler öğrenmeye, yeni bilgiler edinmeye başladıkça aslında bildiklerinin ne kadar az olduğunu fark ederler. Böylece iddialarda bulunurken kendilerine olan güvenleri azalır.

İşte tartışma programlarında izleyicilerin bir kısmını çileden çıkartan durumun nedeni budur. Konunun uzmanları kendilerine yanılma payı bırakırken konu hakkında yetersiz bilgiyle tartışmaya katılanlar kendi bildiklerini mutlak doğru kabul eder. Karşısındaki uzman kişinin kendisinden daha farklı bir fikir ortaya atmasını ya kabul edemez ya da o fikri zaten anlamaz. Bu durumda sürüngen beyin devreye girer, uzmanları tehdit olarak algılar ve vücutları bu tehdide yönelik tepki vermeye başlar; yani öfkelenirler ve sesleri daha çok çıkar.

İyi Haberler de Var

Elbette durum bu kadar kötü değil. Beynimiz eğitilebilir; daha zeki ve bilgili olabiliriz. Aptal Beyin’i okurken kitlelerin karizmatik bir lider peşinden nasıl koştuğunu, nasıl manipüle edildiklerini ve hatta insanlık dışı kötülükleri nasıl yaptıklarını göreceksiniz. Kişiliklerimizin beyin yapımızda ne gibi değişikliklere neden olduğunu (ya da beyin yapımızın kişiliklerimizi nasıl etkilediğini) öğreneceksiniz. Üstelik bunları görüp öğrendikçe beyninizi eğitebileceğinizi anlayacaksınız. Beynin hangi bölgelerinin karar almada daha etkin olduğunu, hangi bölgelerin anılarımızı sakladığını gördükçe beynin ne muhteşem bir organ olduğunu fark edeceksiniz. Trilyonlarca veriyi işleyip hayatta kalmayı başarıyorsak arada bazı kazaların olması kaçınılmaz, yine de beynimizin önlenebilir aptallıkları yapmasına izin vermemekte fayda var. Zira insan akıllı bir varlık ve aklıyla aptal beynini eğitebilir, doğruyu ve yanlışı ayırt edebilir; kısaca daha iyi bir insan olabilir.

Aptal Beyin

Biji orgazm

20 September 2016 12:39  /  Kitaplar, Yaşasın Orgazm
Biji orgazm

Can Tülük
Kaos GL 16.05.2016

Kurdi DER İzmir’in Kürt Dili Bayramı’nı kutlamak amacıyla düzenlediği etkinliklerden biri olan Dengbej Divanı’na katılmak üzere Tepekule Kongre ve Kültür Merkezine gittim. Kürtçeyi bildiğimden değil dengbejlerin icrasından duyduğum hazdan dolayı severim dengbej divanlarını; blues’u sevdiğim gibi.

Etkinliğin olduğu gün Tepekulede iki farklı etkinlik vardı. Dengbej divanından diğer bir de mezuniyet etkinliği. Sırtımda çantayla gidince kapıda duran polisler önce mezuniyet için geldiğimi sandılar. Usulen sordukları ‘mezuniyet için mi geldin?’ sorusuna ‘ Hayır Kurdi DER’in etkinliğine geldim’ cevabını verince ‘bizim güvenliğimiz için orada bulunan’  polisler üst araması yapacaklarını söylediler. Çantamı ve poşetimi en küçük gözüne kadar arama işlemi başlamış oldu. Fakat çantamda onları küçük bir sürpriz bekliyordu: YAŞASIN ORGAZM.

Devamını Oku
Yaşasın Orgazm: Sıradışı Bir Orgazm Rehberi

Ela Deniz
Yaşasın Orgazm, Dorian Solot ve Marshall Miller
Amargi Dergi 13.03.2015

“Adına da Derler Seks!” sayısı için Yaşasın Orgazm: Kadınlar İçin Sıradışı Bir Orgazm Rehberi kitabından bahsetmemek olmaz! Çünkü bu çalışma kadın orgazmı konusunda en ayrıntılı ve açıklayıcı kaynaklardan biri ki böyle bir kaynağa – hele ki Türkçe – erişmek oldukça zor. ABD’de ülke çapında tanınan ve kadın orgazmı konusunda uzman seks eğitmenleri olan Dorian Solot ve Marshall Miller’ın hazırladıkları muazzam bir çalışma olan kitap Türkçe’ye Haziran 2014’te Deniz Aycan tarafından çevrilmiş ve Aganta Yayınevi’nden çıktı. Çevirisi de müthiş ve bu sayede bir çırpıda okunuyor. Yazarların kırk beş eyalette 2000’den fazla kadın, trans ve erkek üzerinde gerçekleştirdikleri araştırmadan bilgiler de oldukça önemli. Pek çok katılımcının yorumunu okuyabilme şansı, yalnız olmadığımızı hissettirmesi ve hatta göstermesi açısından çok kıymetli.

Solot ve Miller kitabı, kadın orgazm uzmanları, yeni başlayanlar ve ikisi arasında kalanlar için yazdıklarını söylüyorlar ki tam da bu dengeyi sağladıklarını düşünüyorum. Evet, çoğumuz için orgazm ‘sorunlu’ konuya dönüşebiliyor. Pekçoklarımız için mesele ya partnerden kaynaklanıyor, ya bedenlerimize karşı mesafelerimizden ya da bizim kafamıza zorla örülen duvarlardan… Kimilerimiz için böyle bir sorun yok – ki o o zaman yaşasın orgazm! Farklı cinsiyetlerden ve cinsel yönelimlerden insanlara, kadın cinselliği ile ilgilenen herkese hitap ediyor bu rehber. Seks yapan kadınların orgazma giden yolunu keyifle süslemek adına partnerlerine (erkekler için de bir bölüm var, lezbiyen partnerler için de) ve kadınlara tavsiyelere, yaygın bilinen yanlışlara, sormaya bile çekindiğimiz hatta kimi zaman arkadaşlardan bile sakladığımız cinsel pratiklerle ilgili sorulara ve sorunlara dair açıklamalara da yine bu kitapta erişebilirsiniz.

Devamını Oku
Bize bir fırt Batı ahlaksızlığı

Canberk Beygova
Yaşasın Orgazm, Dorian Solot ve Marshall Miller
Birgün Kültür Sanat 19.10.2014

Değil rüşvet, küçük bir hediye alan cumhurbaşkanlarının istifa ettiği, ırkçı, cinsiyetçi söylemlerde bulunan siyasetçilerin siyaset hayatının bittiği, vergi kaçıran kişinin ülkenin en zengin adamlarından biri de olsa hapis yattığı, kimsenin de onu paralel/teğet/eşkenar mağduru vatansever iş adamı göstermediği Batı ülkeleri, nedense belli bir siyasi görüş tarafından ülkemizde ahlaksızlık ihracatçısı olarak algılanır. Buradaki ‘nedense’ kadın ve cinsellik meselelerinden ötürüdür çoğunlukla, “çalsınlar ama iş de yapsınlar” mottosuyla siyaset okuyan milletimin iradesinde.

Kafayı kadına takınca kürtajından kimle el sıkışacağına, kimle nerede öpüşebileceğinden kaç çocuk yapacağına kadar her konuda fetva üretiyor siyaset. “İmam” bunu yaparsa cemaat ne yapar? Adamın biri sokakta karısını öldürür, ötekisi karısını 43 yerinden tornavidayla yaralayıp televizyonda alkışlanır (Gerçi Türk toplumu bu konuda oldukça anlayışlı. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarında kilit isim olan Reza Zarrab’ın da karısını canlı yayında alkışlayıp acısına gözyaşlarıyla ortak olmuştu canım güzelim stüdyo seyircisi). Hal böyle olunca da kadın örgütlerinin, çeşitli feminist grupların sokağa çıkıp ilettikleri talepleri ülkenin kalitesini hızlıca özetleyiverir: Yaşam hakkı. Cinayetler durdurulsun. Şiddete son. Meanwhile in Turkey.

Devamını Oku
Melek Özman: Yaşasın Orgazm!

Ayşe Arman
Hürriyet Pazar 24.08.2014

Her şey, o sarı zarftan çıkan kare kitapla başladı.

Beyaz, insanın içini açan bir kapak, üzerinde minik kırmızı bir kalp ve siyah dana gibi harflerle ‘Yaşasın Orgazm’ yazıyordu. Altında da,  Gülümsedim. Ve Aganta Kitap’tan çıkan bu faydalı esere birkaç günümü ayırdım. Resmen çalıştım. Yazarı, Dorion Solot ve Marshall Miller. Orgazm konusunda tanınmış, uzman Amerikalı seks eğitmeni onlar. Üniversitelerde kadın orgazmı, sağlıklı cinsellik, güvenli seks gibi konularda konferanslar ve seminerler veriyorlar. Konuya hâkim iki arkadaş anlayacağınız. Ben kitabı gerçekten sevdim ve içindeki bazı bilgileri sizinle de paylaşmak istedim, bugün de kitaptan bazı bölümler okuyacaksınız… Kitap aslında, “Orgazm saplantınız olmasın! Seksin temel meselesi orgazm değildir. Sadece orgazma takılırsanız başka birçok şeyden mahrum kalırsınız…” diyor. Ama tabii ki orgazm olursanız da ne âlâ! Olmazsanız gülüp geçin ya da iç çekin! Esas olarak, “Kurtul bütün o toplumsal baskılardan, öğretilerden, ayıplardan, yasaklardan, bedenine kulak ver, rahatla ve keyfine bak!” diyor. Kadın orgazmının ne olduğundan başlıyor, bugüne kadar literatüre geçmiş seks araştırmacılarının (Kinsey, Masters and Johnson vs.) orgazmı nasıl tanımladığından devam ediyor, işte o sırada klitorise tosluyoruz! Sen nelere kadirsin klitoris! Ve ‘vajinal orgazm efsanesi’ni yerle bir ediyor. Tek bir kadın orgazmı olduğunun kanıtlandığını söylüyor. Bütün orgazmlardan, cinsel ilişkiyle olanlardan bile klitoris sorumluymuş. Vajina kasları ancak orgazm başladığı andan itibaren devreye giriyormuş. ‘The organ’ klitoris yani! Evet, biliyorduk. Ama Türkçeye böyle faydalı bir eser çevrilmemişti bugüne kadar! Bir sürü ayrıntı var, kolay okunuyor, eğitici, öğretici ve eğlenceli. Biz Türkiye’de pek çok konuda olduğu gibi, seks hakkında konuşmama hastalığına tutulmuşuz, konuşmuyoruz. Çünkü her şey ayıp, yasak! Düzgün otur, bacağını kapat, gülme, itaat et, mastürbasyon yapma, kendine zevk verme, bedenini keşfetme… Ben işte bir itiraz duygusuyla bu habere giriştim. Sonra karşıma Filmmor’cu kadınlar çıktı. Onlar da bir ‘klitoris filmi’ yapmışlardı. Gittim filmin yönetmeni Melek Özman’la da konuştum. Sonra hızımı alamadım… Psikolog Rana Şen’e ulaştım, sorularımı sordum. Derken Profesör Arşaluys Kayır’a… İkisi de çok çarpıcı şeyler anlattılar. Önümüzdeki günlerde okuyacaksınız. Bu arada pek çok çiftle cinsel hayatlarını da konuştum. Aaa bir baktım, bir dosya oldu elimde… Bugün başlıyoruz, Allah ne verdiyse gidiyoruuuz…

Devamını Oku

photo-1452827073306-6e6e661baf57

Bürkem Cevher
Azla Mutlu Olmak, Francine Jay
Arka Kapak, Ağustos 2016

Bütün iletişim araçları üzerinden “mutlu olmamız için gereken ürünlerin” reklamlarının bombardımana uğruyoruz. Temel ihtiyaç ürünlerinden olmadıkları halde onlarsız asla yaşayamayacağımıza inandırıldığımız pek çok ürünü satın almak için kapitalizmin baskısı altında borç içinde yaşamaya çalışıyoruz. Bu arada daha önceden satın aldığımız, kâh kullanıp eskittiğimiz kâh bir iki kere kullanıp atmaya kıyamadığımız eşyalar evimizde birikmeye devam ediyor. Yepyeni kalmış bir şeyi “Bir gün ihtiyacım olur, neme lazım,” diyerek saklıyoruz.

Giysi dolabımda son yirmi yılda sahip olduğum 34 ile 46 beden arası her bedene uygun kıyafetler var. Böylelikle kilo verirsem ya da alırsam fazla para harcamayacağımı düşünüyorum. Oysa dolabımdaki bütün kıyafetler sıkış tepiş, âdeta fışkırıyorlar. Ama şu an bulunduğum bedene uygun giysilerimi toplasanız, bir raf ve dolabın çok küçük bir kısmını kaplar. Aynı durum evdeki kitaplık, banyo dolabı, çalışma odası, salon ve mutfak için de geçerli. Evimde çok fazla eşya var: Bir gün ihtiyacım olacağı inancıyla hiçbir şeyi atamıyorum.

Devamını Oku
Bir kadının sahip olabileceği en iyi koca arkeologdur

Banu Yıldıran Genç
Kadınların Hınzır Bilgeliği, Michelle Lovric
Radikal Kitap 26.02.2016

Aganta Kitap Yaşasın Orgazm’dan sonra biz kadınlara bir güzellik daha yaptı ve aforizmalardan hoşlananlara yüzlerce ünlü kadından sözler içeren Kadınların Hınzır Bilgeliği’ni yayımladı. Dünyaca ünlü birçok kadından hayat dersi alabileceğimiz cümleleri bir çırpıda okumak, bazen feyz almak bazen lafı gediğine koymak için hep el altında tutmalık bir kılavuz.

Erkekler Mars’tan kadınlar Venüs’ten tarzı klişelere hiç inanmazdım, ta ki bir oğlum olana dek. Onu büyüttüğüm bunca senede toplumsal rolleri göz ardı etsek bile gözlemlediğim çok net bir gerçek var: Kadınlar konuşarak iyileşiyor, erkeklerse genelde susarak.

Devamını Oku
Kıvrımlar ve Kapılar

Derya Yağmur
Yaşasın Orgazm, Dorian Solot ve Marshall Miller
Kaos GL dergi, Ağustos 2014

Elimizde farklı bir kitap tutuyoruz. Kimilerinin satın almak isterken kitapçıya soramayacağı, mağazada gördüğünde eline alamayacağı, metroda vapurda gönül rahatlığıyla kapağını göstere göstere okuyamayacağı bir kitap. Ne yazık ki durum bu. Hâlâ kapağında Yaşasın Orgazm yazan bir kitabı okuyan ahlak yoksunu kötü kızlarız.

Orgazm olmak bir kadın için önemli bir konu. Ve önemli bir tabu. Bugün toplum genelinde kadınların bizzat orgazmın ne olduğunu nasıl olduğunu sorguladığını biliyoruz. Gizli kapaklı, içten içe, sessizce. Olmak, olmamak, olabilmek… Kadın mastürbasyonu, kadının bedenini tanıması, cinselliğin keşfi, ilginç denemeler, fantaziler, oyuncaklar, güvenli seks, ince seks tüyoları… bunlar ilgimizi çeken, özgürce konuştuğumuzda yadırgandığımız, eleştirildiğimiz konular. Her kapalı kapının ardında konuşulmayı bekleyen onca şey birikiyor böylelikle. Bu kapıların ardındakiler birilerini korkutuyor, saklanması birilerine hizmet ediyor, sahneye çıktıklarında birileri utanıyor, birileri çıplak kalıyor. Çıplak kalmak doğal bir şey oysa. Çıplakken bedeninizi görebilirsiniz. Memelerinizin yuvarlaklığını, göbeğinizin deliğinin biçimini, kollarınızın gövdenizin iki yanında nasıl sallandığını, vajinanızın şeklini inceleyebilir, kendinizi görmekle ilgili bir şeyler yapmış olabilirsiniz. Bunu rahatlıkla yapabilirsiniz. Bir aynanız vardır. Üstünüzdekileri çıkarmanız yeterlidir. Zihnin hiç erişmediğiniz, erişmek istemediğiniz kıvrımlarında gezinmek, kapalı kapıları açmak işte bu kadar kolay değil. Önce zihnin kıvrımlarında bekleyenler var. Anneniz, babanız, anneanneniz, alt komşu Ayla, ilkokul öğretmeniniz, okul müdürünüz, okuduklarınız, izledikleriniz, o kıvrımlarda bekleşiyorlar. Sonra, hadi diyelim, içeridekilerle helalleştiniz, kapıların önünde bekleyenler var. Ağzınızı açtığınız anda, Aa! diyorlar, ayıp, diyorlar. Gerisini anladınız. Kıvrımlar ve kapılar…

Devamını Oku
İlham Veren Konuşmacının Şansı

Derya Yağmur
TED Gibi Konuş, Carmine Gallo
Radikal Kitap 30.10.2015

Steve Jobs’un 1970’lerin ortalarında gerçekleştirdiği ilk televizyon söyleşisinin bir videosu YouTube’da çıktı. Söyleşi başlamadan önce Jobs bir sandalyede oturuyordu. Gözle görülür şekilde gergindi ve tuvaletin yerini sordu, çünkü kusacağını sanıyordu. “Şaka yapmıyorum,” dedi ısrarla. Başlangıçtaki sunumlarında, 1984’te Macintosh’un tanıtımı dahil, Jobs kürsüye tutunup hazır notlardan okuyordu ve kaskatıydı. Her yıl daha iyileşti. Aslında her on yılda tarzında ve sunumunda önemli bir gelişme oldu. Jobs bir sunum için yaptığı bitmek bilmez provalarla ün yaptı – haftalar ve saatler boyunca. Sonunda Jobs, dünya sahnesinde en karizmatik iş liderleri arasında sayıldı. Pek çok kişinin fark etmediği şey şuydu, Jobs bu işi zahmetsiz gösteriyordu, çünkü bunun için çalışmıştı!

Devamını Oku